Louis-Ferdinand Céline İle Yapılan Söyleşilerden Bir Derleme

Paris’teki küçük bir çocuk, doğa, gökyüzü ve temiz hava hakkında hiçbir şey bilmiyor günümüzde … Doğayı nasıl keşfettiniz?


Mezarlıkta. Büyükannem vefat ettikten sonra onun kabrini görmek için Louvois meydanına gittiğimde, çünki ilkokulum oradaydı. İnsanlar bana, her gün çok küçük şeylerle yansıtıyorlar başka şeyleri… Eğer köpekler havlıyorlarsa (on bin, yüz bin köpek) onlar benimdir… Eğer çöpler toplanmıyorsa, bu benim hatamdır… Sıçanlar çöp kutularını istila ediyorlarsa, bu da benim hatamdır… Her neyse… Zulmü iyi biliyorum! En küçük detaylarda bile… Zamanımız bereketli değil. Basında, orda burda görüyorum, birçok genç kendi kendilerine zincirler takıyorlar, biliyorsun…


“Şimdi, yapmalısın bunu!” diye kim karar verir? Buna karar verdiklerini sanıyorlar, “benim mesajım budur” diye…


Kendi kendime soruyorum: “Amaç ne?” Görüyorsun ortaya hiçbir şey çıkmadı, ne bekleyebilirsin ki?


Ah.. Fikirler. Görüyorsun ne kadar büyükler, ansiklopedilere bak onların büyüklükleri için…
Güzel fikirler, iyi fikirler… Tanrı bilir kaç tane var onlardan…


Ve entelektüel haberlerden çok daha iyi, çok daha mantıklı şeyler onlar…


Daha hoş, daha keskin ve daha ayyukî elbette…


Açıkça görülüyor ki bu küçük medeniyetlerin sorunu, Yunan taklidi olmak,
her şeyi hızlıca yapıp bitirmek isteği…


Antiphon gibi davranıyorlar: “Bir tane daha, Bir tane daha ver, Hadi lütfen, çok iyi, hadi…”
İşte… Bu tam olarak saçmalık!


Kâğıt, bir mezar taşı gibidir. Görüyorsunuz, yazar dediğin şey onun önünde yatıyor…
Ve… Ölü değil mi? Gerçekten ölü…
Ah… Kâğıtla olan bu kavga çok zor şey…
Her zaman okuduğum şu gazete, Le Figaro…
…ölüm ilanı var bir tane, bak…
Her şey baştan aşağıya inişli çıkışlı…
Sanki Aziz Sulpice Kilisesi’ndeymişsin gibi…
Ne yapılıp, ne yapılmayacağı üzerine bir vaaz…
Neyi düşünüp, neyi düşünmemek üzerine…
Ve “işte budur, haydi davran, gerçek burada!”
Ölçü bu… Ve buna rağmen bir şeyler yapmak… Anlıyorsun değil mi?
Ve bir de düşünülmemesi gerekenler… Ah, nasıl olur da böyle düşünürsünüz!
Bana öyle geliyor ki…
Gerçekten, cehennem kadar can sıkıcılar!
Ben, birçok şeye başlayıp sonunu getiremeyenlerin tam zıttıyım.
Gençlikteki büyük problem bu…
Orta Çağ’da yaşamayı çok iyi hayal edebiliyordum…
Yani bir yerlerdeki krallar, ne bileyim evlerindeki krallar… Sonra aşağılardaki kötüler ve onların çevrelerindeki hainler…
Ve ah… İşte gerçek bir Orta Çağ…
Çünkü vaizler uyuyor olsalar da düşünebiliyorlardı (öyle söylüyorlar) veya çalışkan isen efendi oluyordun…


Biliyorsunuz, Bay Gallimard’dan ön ödeme istediğim için bazı taahhütler ortaya çıktı ve satış olmazsa bana para veremez…
Bu yüzden satış yapmak adına reklam yollarına başvurmalı…
Ve reklam çalışmalarını red edersem bana ödeme yapmayacaktır…
Her şey oldukça basit. Buradasınız ve bu sayede Bay Gallimard’dan ön ödeme alabileceğim.
Kendilerini kibarlaştırmaya geliyorlar…


Hassas ağızlarımız var öyle değil mi? Hassas lisanlar…
Fransızlar şimdilik sadece ağızlarla arındırıldılar. Bu bakış açısıyla, ilk Fransızlar yani…


Bu eski medeniyetlerin karakteristik özelliği değil mi?


Ağız mı? Evet…


Bu bizi Çinlilere yaklaştırıyor öyle değil mi?


Evet. Ama, ama onlar Buda. Üç kıçları, üç karınları var.


Hiç edebi bir eseriniz yüzünden acı çektiniz mi?

Ah, sürekli… Hepsinden, çünki başka türlüsünü bilmiyorum…
Bir macera hayal etmeye mecburum hep…
Şu an bile size, mikrofona bir roman okuyabilirim…
Üç yüz sayfanın okunması…
Bir kadın, bir erkek, bir dikiş makinası ve alt kattaki bir başka adam arasında bir komplo oluşturabilirim…
Oldukça kolay görünüyor, öyle değil mi?


Denemek isterseniz…

Ah, hayır. Böyle bir şey oluşturmaktansa ölmeyi yeğlerim.
Bu bence çok bayağı


Aşka inanır mısınız?


Eğer, bir kişi hayatı çok komik bir şey olarak görüyorsa, kahretsin…
…Aşk için gidelim!
Bir hapishane her vakit, asil bir yerdir ne de olsa…
Ve bir lunapark her zaman bayağı bir yerdir.
Bir adam eğlenirken asil olamaz!
Üstelik kim bir hapishanenin seçkin bir yer olmadığını söyleyebilir?
Bazı erkekler acı çeker, değiyorsa. Ve bu oldukça asil…
Neuilly’deki fuar mesela, hâlâ orada, Taht Fuarı, bilindik bir bayağılığa sahip.


Ölümden korkuyor musunuz?


Ah, kahretsin! Şimdi gelse ne rahatlardım!

Mesela, Moritanya biçiminde gelse?

Ah Katolik okul müdürü… Kim tersine gider? Politika ve daha birçok şeyi yapanlar elbette…


Birini daha sunayım: Jean Giono?


Puff. Bilmiyorum. O, önemsiz değil mi? Önemsizlere çene yormayalım.

Peki, Montherlant?

Önemsiz. Gerçekten önemsiz.

Peki, hangisi nazarında farklı? Hangisinin bir tarzı var?

Beni çeken bir tarz…
Peki, söyleyeceğim… Ramuz, Paul Morand ve Barbusse.
Kendimi hiç hor görmüyorum. Ve dürüst buluyorum…
Çok cesur, kurban gibi sunulmuş ve insanlığa birçok şey sunmuş…
Ve… Bana bayağı numaralarla teşekkürlerini sunanlar… Çoğunlukla gördüğüm bu. Kahretsin!
Demek istediğim, bu bir hakaret seli aslında… Aslında içki içip yemek tıkınan insanlar var gözümde sadece…
Hepsi kaba ve sadece görünenle alâkadar olan tipler…
Ve… Ağır olduklarını da söylemeliyim…
Zihinleri ağır. Bana en çok böyle görünüyorlar…
Onlar her zaman böylelerdi.
Çok mısra okudum, özellikle 17. yüzyıla ait mısralar, sözde cesur ayetler…
Binlercesinden üç yahut dört tanesi iyidir sadece…
İnsanoğlunda çok az keyif alınacak şey var.
Onlar ağırlardır.
Ve günümüzde daha da ağır hâldeler.
Arabalar, alkol, tutkular, politika onları ağır hâle getiriyor…
Bütün bunlar onları keyifsiz yapıyor.
Ah… Bir gün ruhun isyanını görebiliriz belki… Bunların karşısında… Bir terazi gibi. Fakat bu yarın olmayacak…
Şimdilik böyle kalacaklar…
Gerçekten bir şey söylemek zorunda kalsaydım, bu onlar için ağır olurdu.
Bu kadar… Çoğunlukla böyle şeyler…
Sürekli ağırlaşmak.
Daha hafif olmak yerine…
Onlar Ariel’in tarafında değiller, daha çok Caliban’ın tarafındalar…
…daha ve daha…

Tercüme: Tugay Kaban

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s