VAKİT DARALDIĞINDA YÂHUT İMKÂN KALMADIĞINDA

Tabiat adına verilen kararların neler olduğunu tam olarak bilemeyiz. Keza tabiatın kendi adına verdiği kararların olup olmadığını da bilemiyoruz… Ve nasıl öğrenebileceğimize dâir pek bir mâlumat da yok elimizde. Tabiat bizim için nedir?

İnsanın ‘kendisine verildiği müddet ve ölçü kadarı ile’ etrafına (çevresine? doğaya?) engel yahut dâhil olmasının belirlenmiş kararı ne derecededir? Denilebilir ki; yine (her şahsiyet için) o insanın bizâtihi kendisine verildiği müddet ve ölçü kadar, insan, etrafına engel yâhut dâhil olur. Olabilir.

Mesela bir erkek çocuk (7); bu çocuk için tabiat nedir? Ve tabii; bu çocuk için ne olduğunu sual ettiğimiz tabiat ile bu çocuğun münasebeti ne çerçevededir?

Günümüzde, tabiatın insan için yaratıldığını bilen insanlarla yaşamıyoruz ve (belki) her insanın şahsî tabiatının da diğer başka bir insan için yaratıldığını… Bilinmezlikler içinde yaşayan insanların çokluğu ve çoğunluğun rahatı, mutluluğu; sual edilen şeylere cevap bulmak için çabalayıp çabalamamanın merakından öte, soruyu sual eden insanın bir adım geri atıp, iğrenmesine neden olmaktan başka bir şeye vesile olmuyor.

Sonrası? Eğer o suali soran ve mâlûm saiklerden ötürü cevap alamayan ve geri adım atan insan bir sanatkâr ise; işte durum burada çok kötü bir hâl alıyor. O sanatkârın ellerinden ortaya çıkan eser, bedii olanı, güzeli ve arayışı ortaya koymakla birlikte, zâhirî tasavvurda korkunç bir görüntü bırakıyor meydana. Ve ne yazık ki insanlar; o korkunç görüntüden geri durmak yerine, ondan haz alıyor ve ona yakın duruyorlar. “Ne yazık ki” çün bu ahvâl, dışkısıyla yaşayan bir insanın ahvâlinden farksız görünüyor. Sanat, sanatkârın elleri ile lâkin şahsiyetlerin verimsiz yaşayışları neticesinde biçimsel değişimlere uğruyor. Tabiat meseleleri üzerine düşüncesiz yaklaşmak, en ilk sanatı etkiliyor.

Kıyamet. Zamanın içinde hapis yatan her şeyin bir sonu vardır. Dünya. İnsanlar. Sanat.

“Bu yıldızın neresinde durursam, orası benim için, benim olduğum yer olmaktan çıkmak üzere var bulunan bir yerdir” diye kim kestirip atabilir? Ben, kendim için böyle bir sözü kestirip atabilir miyim? Hangi insan kendisi için, böyle bir sözü kestirip atabilir? Kimdir, ben burada bulunduğum için burası vardır, diyen? Ben değilim.

Eksilen şeyler ve gitgide çoğalan şeyler. Çoğalttığımız fakat hiçbir yerinden tutamadığımız, sürekli akıp giden, şeyler… Şeyler… Dünya. İnsanlar. Sanat.

Ve daralıyor vakit, kalmıyor imkân… Biz değil, tabiat bizi bırakıyor. En uzak yere bırakıyor bizi tabiat; kendimize.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s